2 Ağustos 2010 Pazartesi

Canım Kardeşim

Türk sinemasının en iyi filmlerinden biri kuşkusuz bir başyapıt. Biz de sabaha karşı, sevgili kardeşimle seyretme gafletinde bulunduk..

Çoook uzun zaman geçmişti son seyredişimin üstünden zaten ikinci oldu yanılmıyorsam bu. O zaman çocuktum şimdi değilim.. İkisinden sonra hissettiklerim de farklı, yine duygulandım ama bu seferki başka. Ne derece etkilendiğimse sanırım değişmeyen tek şey.

Eli kolu bağlı olmak, çaresiz kalmak ne demek biliyorum. İnsanlar önünde delirmişçesine ağlayarak kendini hırpalarken senin yapacak bir şeyin olmaması nasıl bir şey biliyorum. Gözünün içine bakıp senden medet umarken kafanı eğmek ne demek biliyorum. Hayat devam ediyor sözünün ne kadar acıttığını ve bir o kadar da doğru olduğunu biliyorum.. Benim dünyamda çaresizlik ölümdür. Onun dışındaki çoğu şey de ciddiyetsizdir.

Bu film de öyle işte ölüm gibi bir şey oluyor ve burada biri gerçekten ölüyor.

İnsanın kardeşi için yapabileceklerinden sadece bazıları var filmde.. Dahası da yapılır biliyorum..

Finali saymazsak en çok Kahraman’ın arkadaşlarına ve öğretmenine vedasında kötü hissettim. Veda’ydı çünkü.. Kahraman-arkadaş-bilye üçgeniyle, Halit’in annesiyle alakalı diyaloglar klasik zaten.

Olağanüstü bir film işte ya.. En az film kadar güzel olan bir de müziği var Cahit Oben’e ait. Arada bi açıp dinlerken bile filmi yaşatıyor yeniden.

Biterken de bağırası geliyor insanın,

Yaşa ulaaaaaaaaaan! diye.

Not: Unutulmayanı unutturmadan. Toprağın bol olsun Sadık Şendil.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder