29 Haziran 2012 Cuma

Reconstruction/Film


-İnanıyorum ki, aşk temel olarak iki cinsiyete de, tek tek, farklı şeyler ifade ediyor.Kadın için aşk, gereklidir.Onsuz yaşanmaz.Kadın için aşk,hayatın bilinçli bir seçeneğidir.O aşık olmayı seçer.

+Demek ki aşk bir seçenek olabilir?

-Evet, bu doğru değil mi?Sevişmek bu seçeneği ortadan kaldırmaz.Diğer yandan biz erkekler her şeyin birden gerçekleşmesini isteriz.Hiç programlamadan.Çünkü biz aşktan utanırız.O bir engeldir.İster amaç olsun ister araç aşk gereklidir.Doğru olan işte bu.

8 Mayıs 2012 Salı

Yılmaz Erdoğan/Sinema

Ezan dinlemek istiyorsan camiye git mantalitesi, sinema kimliği edinilmesinin öz kültür unsurlarıyla mümkün kılınabileceğinden ve Yılmaz Erdoğan'ın sözünü ettiği ezan sesinin dinin ötesinde en bilindik kültürel  sembollerden  biri olduğundan ne anlayabilir? Türkiye, Türk kültürü ve İstanbul deyince, camiileri nasıl görmezden gelebilirsiniz? Ezan sesi hiçbir filmde duyulmamış değil zaten bu sembolik ve çoğaltılabilir bi örnek.Ayrıca yönetmen kimliği ile sinema kimliği birbirinden farklı şeyler.Birincisini kendi içinde kemikleştirmiş birçok iyi Türk yönetmen mevcut, başta Zeki Demirkubuz, Fatih Akın gibi.İkincisindeyse Yılmaz Erdoğan’a hak veriyorum, Avrupa sineması, Arjantin sineması, Kore sineması…Onun bahsettiği İran sineması, daha iyi bir Türk sineması yaratılabilir öz değerlerle.Üretilince en çok bizden olanı severken, fikir aşamasında saldırmak niye?

‘’Bir yabancı buraya geldiğinde mutlaka bir İstanbul sabahı uyanıp ezanı çeker. Sen de Batıcı kafalı biri isen ‘bunlar da bizi böyle gösteriyor’ dersin. Yerelliğin bir numaralı şeyi din. Gelişim olarak materyalist bir kampın ağırlığı söz konusu. Buradaki materyalizmin bizdeki karşılığı laikliktir. Bu iş din eşittir yobazlık denklemine kadar gitti.’’
 
Tamamına katıldığım nokta ki asla böyle bir şey yok.

Yılmaz Erdoğan’a gelince…Bu ne perhiz, ne lahana turşusu serzenişine de katılamıyorum yaptığı sinemamız üzerine bi tespit ve ettiklerle, yaptıklarla bitirilmiş cümleler.Kendi filmlerinde kullandığı figürler Batı tesirinin ötesine geçememiş olabilir –ille de Noel baba- ama bunu inkar edeceğini sanmıyorum.Aynı zamanda bi özeleştiri. 

Ne zamanki karşıtlıkları düşmanlık boyutunda yaşamayı bırakıp birbirimizi anlamaya çalışırız belki o zaman birilerini söyledikleri/söylemedikleri üzerinden linç etmekten de vazgeçmiş oluruz.

19 Nisan 2012 Perşembe

*

Yalnız ama gerçekten yalnız müzik için uyandığım sabahlar var.Yine uykuya direnip sadece müzikle ayakta kaldığım geceler. Son bi şarkı diyerek beklettiğim onca insan. O son şarkı için yarım bırakılmış çokça mesele.Hayatımızdaki her şeyi tamamlayan tek eksik de o;müzik. 


Birazcık inansam bu şarkının neresinde olduğunu mesela, bilmek isterdim.

10 Mart 2012 Cumartesi