Yılmaz Erdoğan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yılmaz Erdoğan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mayıs 2012 Salı

Yılmaz Erdoğan/Sinema

Ezan dinlemek istiyorsan camiye git mantalitesi, sinema kimliği edinilmesinin öz kültür unsurlarıyla mümkün kılınabileceğinden ve Yılmaz Erdoğan'ın sözünü ettiği ezan sesinin dinin ötesinde en bilindik kültürel  sembollerden  biri olduğundan ne anlayabilir? Türkiye, Türk kültürü ve İstanbul deyince, camiileri nasıl görmezden gelebilirsiniz? Ezan sesi hiçbir filmde duyulmamış değil zaten bu sembolik ve çoğaltılabilir bi örnek.Ayrıca yönetmen kimliği ile sinema kimliği birbirinden farklı şeyler.Birincisini kendi içinde kemikleştirmiş birçok iyi Türk yönetmen mevcut, başta Zeki Demirkubuz, Fatih Akın gibi.İkincisindeyse Yılmaz Erdoğan’a hak veriyorum, Avrupa sineması, Arjantin sineması, Kore sineması…Onun bahsettiği İran sineması, daha iyi bir Türk sineması yaratılabilir öz değerlerle.Üretilince en çok bizden olanı severken, fikir aşamasında saldırmak niye?

‘’Bir yabancı buraya geldiğinde mutlaka bir İstanbul sabahı uyanıp ezanı çeker. Sen de Batıcı kafalı biri isen ‘bunlar da bizi böyle gösteriyor’ dersin. Yerelliğin bir numaralı şeyi din. Gelişim olarak materyalist bir kampın ağırlığı söz konusu. Buradaki materyalizmin bizdeki karşılığı laikliktir. Bu iş din eşittir yobazlık denklemine kadar gitti.’’
 
Tamamına katıldığım nokta ki asla böyle bir şey yok.

Yılmaz Erdoğan’a gelince…Bu ne perhiz, ne lahana turşusu serzenişine de katılamıyorum yaptığı sinemamız üzerine bi tespit ve ettiklerle, yaptıklarla bitirilmiş cümleler.Kendi filmlerinde kullandığı figürler Batı tesirinin ötesine geçememiş olabilir –ille de Noel baba- ama bunu inkar edeceğini sanmıyorum.Aynı zamanda bi özeleştiri. 

Ne zamanki karşıtlıkları düşmanlık boyutunda yaşamayı bırakıp birbirimizi anlamaya çalışırız belki o zaman birilerini söyledikleri/söylemedikleri üzerinden linç etmekten de vazgeçmiş oluruz.