12 Ağustos 2010 Perşembe

12 Eylül - Referandum dum dum dum

82 Anayasası’nı savunmuyorum ve değiştirilmesi gereken maddeler olduğu fikrine katılıyorum. Ancak şu aşamada söz konusu referandum şekilselliğin bir adım ötesine geçemeyecektir. Tüm bu maddelere sıradan bir vatandaşın evet deme hakkı yoktur zira bu yalnızca faydacı zihniyetin oyuncağıdır. Anayasa’da gereken esneme bu hükümet sonrasına bırakılmalı yani ertelenmelidir. Bu çerçevede referandumu boykot eylemi evet anlamına gelir. Katılımın çokluğu ya da azlığı taraflarınca değerlendirilmeye tabi tutulmaz zaten işlerine de gelmez. Son seçimin üzerinden geçen zaman belli ve bu zaman diliminde bireysel bilinçlenme konusunda bir arpa boyu yol alamadığımızdansa adım gibi eminim. O farklı, bu farklı diye bir şey düşünülemez söz konusu Türkiye’yse. Çünkü burada popülist yaklaşımlar daima hak etmediği değeri görür ve miting alanlarında neden, niçin sorgulanmadan kavuşturulur eller birbirlerine. İşin özü şu aslında, sandık başına gidecek seçmenlerin azımsanmayacak kadarı anayasayı okumadan sırf yükümlülüklerini –öyle görüyorlarsa- yerine getirmeyi amaçlıyor.

Madem bunun demokratikleşme sürecinin parçası olduğu savunuluyor, o halde seçim barajının düşürülmesi teklifi neden reddedildi? Zaten bu atak en baştan ofsayt gerekçesiyle kesilmeliydi. Maalesef, federasyonda hakemlerde aynı bokun laciverti, o yüzden iş başa düşüyor. Gerçi başbakanımız ne dediydi; ayaklar baş olursa kıyamet kopar! ona göre :)

Dün RTE’nin Trabzon, Kılıçdaroğlu’nun Karaman mitinglerini takip etmeye çalıştım.. Değişen ciddi anlamda hiçbir şey yok. Konuşulan gerektiği gibi anayasa maddeleri değil. Gereken hiç konuşulmaz ya zaten bu ülkede, hoş konuşulmasını bekleyen kitle de oldukça az.

Tayyip Erdoğan kaset olayını ön plana çıkartıp yine bel altından vurma yolunu seçmiş kendine. Utandım.. Bu kadar ucuz oyunlara gerek var mı? Stand up yapılıyordu Trabzon’da adeta. Ve oraya o şovu izleyip, gülüp eğlenmeye gitmiş binlerce şakşakçı vardı.

Zaten siz hiç çekilen kılıcı bükemediniz ki. Ondandır Kılıçdaroğlu; Malatya’da kayısı, Giresun da fındık, Rize’de çay.. Bunlarla alay ediliyor üstelik, anayasa değil yemek programı?! Ziraat, çiftçi, sefalet bunlara ne kadar uzak olduğunuzu biliyorduk da dalga geçtiğinizin Kılıçdaroğlu değil, Türk halkı olduğunu yeni ayırt edebildik. Pardon, edemedik.. Hala alkışlayıp, eğleniyoruz çünkü orda.

Üzülüyorum yahu.. Biliyorum paranın esiri olmuş insanlar var. Sadece Akp için geçerli değil, her partide var bunlardan.. Ancak hiçbir çıkarı olmadığı halde, kandırılanlar var. Yine biliyorum biz onlara çook geç kaldık. Şimdi umarım ilk resmi ve bireysel mücademde –evet ilk kez sandık başına gidiyorum- şevkim kırılmaz, çünkü umutsuzluk bana göre değil ve 18 yaşındaki hiçbir genç ne ülkesi ne de kendi için umutsuz olmamalı fikrindeyim. Ne dinliyoruz o zaman?

Benim hala umudum var
İsyan etsem de istediğim kadar

Güzel günler bizi bekleeeer . . .

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder