Klasik Türk izleyici mantalitesinde miyim bilmiyorum ama polisiye film şaşırtmalı derim hep. O yüzden de zor beğenirim. Av Mevsimi kadro gereği çook evvelden beklenmeye başlanmıştı tarafımdan. Bu adamlar ne çekse izlerim dersem ucu çok mu açık bırakmış olurum bilemedim ama dedim gayrı. Ayrıca yazı bölük börçük sürceğinden filmi izlememiş olanlar okumaya başlama gafletinde bulunduysa bile vazgeçsin. Ben ettim siz etmeyin.Filmin konusundan bahsetmeye filan gerek yok zaten izlemeyen okumasın dedik ya:) O değilde ben Cem Yılmaz’ın ölceğini önceden öğrenmiştim bir mallık sonucu. Ona rağmen tam o sahnede unuttuğumu fark ettim. Tam şimdi bu sahnede ölcek yapamadım o iyi oldu. Yoksa boku çıkıyor.
En başta değindiğim mevzudan dolayı senaryoyu çok basit buldum. Zaten Battal Bey’in hasta kızını görünce olay koptu, her şey aydınlandı. Cinayetin Battal Bey’le alakalı olduğu zaten ayan beyan ortadaydı. Tekindor’un Şener Şen’i küçümsediği, itin bilmemneresine gönderdiği sahnede ağzının ortasına çakasım geldi. Antropoloji geyiği beni baya güldürdü. Ex doktorun konuşmasını sevdim keşke rolü fazla olaydı diye iç geçirdim. Ezel’de Kenan’ın gençliğini oynayan elemanı görmek de güzeldi. Rıza Kocaoğlu zaten ‘şey, gözlerim maviymiş..’ deyiverdi ya candır.
Bir de tür olarak genelde Ejder Kapanı kıyası yapılmış. İzlemediğimden yorum yapamıyorum ancak Yavuz Turgul’un son filmi Kabadayı’yı getirince akla onu çok daha fazla beğenmiştim diyebilirim.
Yalnız bu ülkede inanılmaz iyi senaryoların harcandığı, daha kötüsü onlarcasının kağıt üstünde kaldığı açık. Bu filmin misli derecede iyileri, gerek yönetmenden, gerek oyuncu kadrosundan, temelde bütçesizlikten yine aynı filmin binde biri gişeyi yakalayamıyor deyip noktayı koyalım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder