2 Ekim 2010 Cumartesi

Amores Perros











Epey zaman önce Tv 8’deki tanıtımıyla ilgimi çekip beklemeye koyulma sebebiydi benim için; Amores Perros. Türkçe çevirisiyle, Paramparça Aşklar ve Köpekler. O gün beklerken uyuyakalıp seyredememiştim. Aklımın bir köşesinde kaldı hep. Nihayet seyrettim dün.

3 ayrı hikaye var 2001 yılı Meksika yapımı filmde. 3 farklı ama aslında pek çok açıdan benzeşen ve bir trafik kazasıyla kesişen hayat.

İlkinde abisinin karısına aşık olan ve ondan yediği sağlam kazığa rağmen uslanmayan, kısacası aşkın paramparça ettiği Octavio. Susanna’ysa bu ilişkideki konumunu sorduğu bir soruyla açıklığa kavuşturuyor: ‘Hala anlamıyorsun değil mi?’. İkinci hikayede eşi ve çocuklarını bir top model –Valeria- için terk eden Daniel ve geçirdiği kazayla ayaklarını kaybedip tekerlekli sandalyeye mahkum kalan Valeria. Üçüncü hikaye 20 yıl hapse mahkum edilen ise kızının özlemini çeken ama onları terketmiş şimdiyse kızının karşısına çıkacak cesareti bulamayan eski bir gerilla; El Chivo. Artık ise bir kitalık katil.. Onun son Davası yine birbirlerinden ölmesini isteyecek kadar nefret eden kardeşler.

Güzel ama yer yer bıkkınlık uyandıran bilhassa da son bölümde ağır işlenen ve son derece uzun bir film. İzlemeseydim uyurdum diye düşündüğümden hayıflanılcak bir kayıp değil benim için ama bir başucu filmi de olamaz.. İzlemeden ölebilirsiniz ama vakit sıkıntısı çekmiyorsanız şu dönemdeki ben gibi seyredin derim..

Filmin finalinde geçen replikse güzeldi. ‘’Çünkü bizler aslında kaybettiklerimiziz.’’

Ayrıca 2009 yapımı bir Onur Ünlü filmi Beş Şehir’in de bu filmden esinlenilerek oluşturulduğunu düşünmeye başladım. Zira Beş Şehir’i daha evvel seyretmiştim Ahmet Rıfat Şungar faktörüyle. O film vasattı, Şevket karakteri hariç, biraz duygusal yaklaşıyorum ama :) Şimdi böyle de olunca vay anasını dedim, bu da bendeki kaşif mutluluğu işte. Bana noluyosa.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder